|
UYUŞTURUCU MADDE
KULLANIMINI ÖNLEMEK İÇİN ANNE VE BABALARIN DİKKATİNE..
A. ÇOCUK
VE GENCE ÖRNEK OLMA
Çocukların hergün karşı karşıya kaldıkları
anne baba tutum, davranış ve ilişki biçimlerinin; onların eğitiminde
çok önemli bir rol oynadığı bilinmektedir. Aile ilişkileri, çocuklar
için, davranış biçimleri ve insan ilişkilerinin öğrenildiği bir sahne
oluşturmaktadır. Madde kullanım konusunda da, benzer mekanizma işlenmekte
olup; çocuklar, anne babanın maddeler konusundaki tutum ve davranışlarını
gözlemlemekte ve benzer şeyleri uygulamaktadır.
Toplumda, anne baba başta olmak üzere, öğretmenler
ve diğer etkili yetişkinlerin madde kullanımı konusundaki tutum ve davranışları;
çocuk ve gençler için çoğu kez kavram karmaşası yaratmaktadır. Çocuk
ve gençler, zararlı etkisi kesin olarak kanıtlanmış olan sigara ve alkol
gibi maddelerin, neden erişkinler tarafından kullanıldıklarını tam olarak
kavrayamamakta; kendilerinin de bu ve buna benzer maddeleri kullanabileceği
düşüncesi oluşmaktadır. Anne babalar, her ne kadar, çocuk ve gençleri
bağımlılık yapan maddeler konusunda uyarsa da; kendi sergiledikleri
davranış modelleri, mantıklı uyarılarından çok daha etkin olmaktadır.
Bu nedenle, anne babaların, kendilerinin kullanımı
konusundaki tutum ve davranışlarının nasıl olduğunu irdelemeleri gerekir.
Örneğin alkol, sigara, ilaç kullanımı konularında bu maddeleri kullanma
nedenleri, sıklıkları, bu maddelere gereksinimleri, kullanıp-bırakma
paternleri, bu alandaki güçlülük ve zayıflıkları gibi özelliklerin hepsi
önem taşımaktadır.
Çocuklar, anne babanın davranışlarını görerek öğrenir,
anne-babanın birbirlerine olan tutum ve davranışlarını da kendilerine
örnek alır, sorunların çözümünde anne babanın davranışlarını kopya ederler.
B. AİLE
İÇİ EĞİTİM
Eşler arasındaki ilişkilerin her zaman
çok pürüzsüz olması beklenemez. Zaman zaman sürtüşme, anlaşmazlık ve
tartışmalar da olması doğaldır. Önemli olan, anlaşmazlıklar karşısında,
eşlerin olaya yaklaşımları, birbirlerine karşı davranışları ve çözüme
ulaşmada izlenen yolların nasıl olduğudur.
Anlaşmazlıklarda eşlerin karşılıklı oturup
konuşabilmesi, her iki tarafın da kabullenebileceği bir çözüm yolu bulabilme
becerisi önem taşımaktadır. Hiç sorun yokmuş casına olayları görmezden
gelip sahte bir uyum içinde yaşıyor olmak, hep birinin boyun eğmek zorunda
sağlıksız bir ilişki biçimini sürdürmek, sorunların çözümünde çocuklara
sarılmak ya da çatışmayı onların üzerine yansıtmak sağlıksız iletişim
modelleridir.
Çocukların eğitiminde eşlerin beklentileri,
istekleri, rolleri, sorumlulukları, yönlendirmeleri, eğitime yaklaşım
biçimleri kuşkusuz birbiriyle tümüyle aynı paralelde olmayabilir. Ancak,
temel konulardaki eğitim anlayışında, tutarlı ve uyumlu bir birlikteliğin
sağlanması çocuklar adına önem taşımaktadır.
C. ÖZGÜR,
BAĞIMSIZ, SORUMLU, SINIRLARINI BİLEN,GÜVENLİ ÇOCUK YETİŞTİRME:
Madde bağımlılığı tehlikesi ile ilgili
olarak anne babaların bilmesi gereken önemli özelliklerden biri; çocukları
ve gençleri bağımsız olarak yetiştirebilmenin, onları madde bağımlılığından
uzak tutabilecek en önemli etkenlerden biri olduğudur.
Maddeler, ancak kullanıldığında bağımlılık
yaratırlar. Bağımlılık yapan maddelerin tümü ortadan kaldırılması mümkün
olmayacağına göre; kişinin bu maddeleri kullanmama gücünün gelişmiş
olması en temel özellik gibi görünmektedir. Kişinin madde kullanması
için, maddeye hayır deme gücünün olmaması ve madde kullanımı konusunda
önceden istekli olması gerekir. Bir başka deyişle, maddeye hayır diyemeyen
ve kendisiyle ilgili sorumluluk duygusu yeterince gelişmemiş olan kişilerde
maddeye alışma tehlikesi çok daha fazla olduğu söylenebilir.
Çocuklara sorumluluk duygusunu verebilmek, onları
madde bağımlılığından uzak tutabilecek en önemli unsurdur.
Çocukları bağımsız olarak yetiştirmenin ne olduğu;
onlara güven ve bağımsızlık duygusunu kazandıran bir eğitim yaklaşımının
nasıl olacağı soruları hep akla gelmektedir.
Bunu anlayabilmek için, çocukların, kendilerine özgübir
özgürlük ve serbestlikleri olması; ancak her şeyde olduğu gibi, bu özgürlüğünde
sınırlarının iyi tanımlanması gerektiği bilinmelidir.
Çocukların kendilerine güvenebilmeleri, kişilik sahibi
olabilmeleri için yalnız başlarına, anne-babasız hareket edebilecekleri
alanlara gereksim bulunmaktadır. Anne-babaya düşen görev, çocuklarına
bu serbest alanda yol göstermek; ancak bu serbestliğin sınırlarını da
açık olarak belirlemektir.
Bu nedenle; çocukların belirli konularda; yaşlarına
uygun olarak ve kendi başlarına serbest hareket edebilmeleri, onların
kendi davranışlarını kontrol edebilmeleri için çok önemlidir.
Çocuk kendi başına bir karar verdiğinde; bu kararın
kendi yaşamı üzerindeki etkileri konusunda bir sorumluluk alacak ve
belli oranda bir riske girecektir. Bu risk ona ağır gelse bile, sonuçta
kendisine bazı deneyimler kazandıracaktır. Kendi verdiği kararlar sonucu
çocuğun olumlu şeyler elde etmesi, ona verdiği kararın doğru olduğunu
öğrenecek; olumsuz şeyler yaşaması ise, bu deneyimin ona daha sonraki
denemeler için katkıda bulunmasına sağlayacaktır. Bu deneyimler sonuçta,
çocukta güven ve sorumluluk duygusunun gelişmesinde önemli adımlar olarak
düşünülmektedir.
Bağımsızlık ve kişisel sorumluluk ancak uzun zaman
süreci içinde, yavaş yavaş ve alıştırmalarla verilebilir.
Hangi yaşta olursa olsun, herkesin belirli sınırlara
gereksinimi vardır.
Hem toplumsal yaşantıda uyumlu olabilmek, hem kişisel
iç huzuru ve dengeyi sağlayabilmek için; kişinin belirli sınırlarının
olmasına gerek vardır. Bu sınırlar, kişisel bütünlüğü koruyabilmek ve
başkalarıyla iletişimde açık ve net olabilmek için de gereklidir. Bu
sınırlar aynı zamanda, kişinin kendini hangi alanlarda ve nereye kadar
geliştirebileceğinin da bir ölçüsü gibi düşünülebilir. Çocukların sınırları,
önce anne baba olmak üzere çevre ve toplum tarafından belirlenmektedir.
Aile, okul, meslek eğitimi, maddi durum, ev durumu gibi aileye değişen
etkenler yanı sıra; alienin çocuk yetiştirme biçimleri, tüm alanlarıyla
eğitim ve öğretim, toplumdaki sosyal ve kültürel değer yargıları da
bu sınırların belirlenmesinde çok önem taşıyan değişkenlerdir.
Çocukların sınırlarının nasıl ve ne oranda olması
gerektiği aile tarafından belirlenirken; kuşkusuz, çocuğun kendinden
getirdiği yaratılış özellikleri de bunda etkili olmaktadır.
Daha bebeklikten başlayan bu sınırlar, çocuğun gereksinimleri
ve ailenin tutumuna göre, her yaş için farklı düzey ve biçimde olmak
üzere yeniden ayarlanmalıdır.
Çocuk ve gencin sınırları; “esnek ama gevşek değil”,
“belirli ama katı değil”, “ tutarlı ama değişmez değil”, “yaptırımı
olan ama zorlayıcı değil” nitelikte olmalıdır. Kuşkusuz, bu sınırların
belirlenmesine, çocuk ve gencin gereksinimleri, beklentileri, dilekleri
de önemsenmeli; gelişen topluma göre güncel değerler göz önüne alınmalı;
çocuk ve gencin de bu oluşumda payının olmasına dikkat edilmelidir.
Çocuğa belirlenen sınırların çok geniş ve gevşek
olması; bir anlamda “sınır olmaması” anlamına gelmektedir. Bu durumda
çocuk ve genç, gerçek yaşamda neyi, ne zaman, nerede, nasıl yapacağını
öğrenmemekte; davranışlarını ayarlama ve kontrol edebilmeyi becerememekte;
gerçek yaşamdaki ilişkileri tam anlamıyla kavrayamamakta; insanlarla
ve toplumla olan ilişkilerini ayarlayamamakta; kendi sınırlarının nerede
bittiği ve başkalarının özğürlüğünün nerede başladığını kestirememekte;
sosyal uyum ve iletişimde ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır.
Bunun tersine, çocuğa gereksiz engellemeler ve yasaklardan
oluşan bir sınır belirlenmesi; “çocuğun kişiliğinin aşırı sınırlanması”
demektir. Bu durum, çocuk ve gencin yaşam becerilerinin gelişmesinde
engelleyici rol oynamakta; güvensizlik, karamsarlık ve kuşku duyguları
ve bunların neden olduğu yeni psikososyal sorunlara yol açmaktadır.
Sınır ve sorumlulukların kesin olarak belirlenmediği,
anne baba arasında belirgin tutum farklılıkları olduğu, aynı konuda
farlı zamanlarda farklı sınırların söz konusu olduğu durumlar; “belirsizlik,
tutarsızlık ve güvenilmezlik” olarak değerlendirilmektedir. Böyle bir
durumda, çocuk ve genci, kendi davranışlarını ayarlama, karar verme
ve sorumluluk almada sorun yaşamasına neden olacaktır.
Tablo 4. Anne babalar için önemli cümleler.
|
Anne babalar için önemli cümleler:
Çocuk ve genç,
Duygusal açıdan
Sevgi, ilgi, yakınlık, onaylama,
Saygı görme, önem verilme,
Övgü alma, cesaretlendirme, kendini özgürce anlatabilme,
Belli sınırlar içinde bağımsız davranabilme,
Sağlıklı
bir ortamda büyüyüp gelişme,
Uygun biçimde eğitilme,
Umut
ve beklentilerinin desteklenmesini ister.
Çocuk ve genç
Anne baba davranışlarını görerek öğrenir,
Anne babayı kendine örnek alıp taklit eder,
Anne babanın birbirlerine karşı davranışlarını gözler,
Sorun çözümünde anne babadan gördüklerini yapar.
Çocuk ve genç,
Anne babanın ona zaman ayırmasına gereksinim
duyar,
Ailede
olumsuz ilişkiler varsa onarılmasını ister,
Sorumlulukları üstlenmede yol gösterilme ve destek arar.
Çocuk ve genç,
Çocuk ve gence sorumluluk duygusunu verilmelidir,
Çünkü, sorumluluk duygusu madde bağımlılığından uzak olabilmede
önemli
bir unsurdur.
|
Anne babanın, çocuk eğitiminde unutmaması gereken bazı cümleler, madde
kullanımı konusunda da geçerli olup (Tablo 4); yaklaşımın da dikkate
alınmaları gereken bazı cümleler vardır.(Tablo 5).
Tablo
5. Alkol/Madde Kullanan Kişiyi Tedaviye Yönlendirmede Temel Yaklaşım
|
Tedaviye Yönlendirmede Temel Yaklaşımlar
Alkol/Madde kullanan kişi, sorunun varlığını
inkar etme eğilimindedir.
Bir şey söylemek yerine, aktif biçimde çok iyi dinlemek Alkol/Maddenin,
kişinin yaşamı üzerindeki olumsuz etkilerinin neler olduğunu
farketmesini sağlamak,
Tartışmadan kaçınmak,
Yargılamamak,
Kendine güvenmesini sağlamaya çalışmak,
Onu olduğu gibi kabul etmek,
Alkol/Madde kullanımıyla ilgili sorunların sorumluluğunu ona
bırakmamak; kendi kararlarını vermesini desteklemek.
|
IV. ÇOCUK VE GENÇTE MADDE KULLANIMINI DÜŞÜNDÜREN
BELİRTİLER:
Ergenlik dönemi, puberte ile başladığı,
gencin kendi ekonomik bağımsızlığının kazandığı yaşlara kadar sürdüğü
kabul edilen bir gelişim dönemidir. Biyolojik, psikolojik ve ruhsal
olarak hızlı değişimlerin yaşandığı bu cağ; kendine özgü bazı özellikler
taşımaktadır. 10’ lu yaşların başından, 20’li yaşların başı ya da ortasına
kadar uzayabilen bu dönemde; bir çocuğu yetişkin hale gelmesi söz konusudur.
Her çocuk ve gencin kendine özgü biçimde yaşadığı
bu dönemde, bireysel ruhsal bağımsızlığın kazanılması, uygun ve tutarlı
akran ilişkilerinin kurulabilmesi, kimlik duygusunun şekillenmesi, geleceğe
yönelik planların oluşturulması, karşı cinse ilişkin tutum ve davranışların
tutarlı hale gelmesi, iş ve meslek yolunun çizilmesi, aile ve toplum
değer yargılarının harmanlanıp kişinin kendine özgü bir değerler sistemi
oluşturulması, ekonomik bağımsızlın sağlanması, davranışlarının sorumluluğunu
üstlenir hale gelebilmesi gibi bir çok görev beklenmektedir.
Ergenlik döneminin uzun zaman sürmesi yanısıra,
ergenden beklenen görevlerin çeşitliliği ve zorluğu; bu dönemde ergenlerin
bazı sorunlar yaşamasına yol açabilir. Bu dönemin kendine özgü ruhsal
ve davranışsal özellikleri, duygusal çalkantıları, uyum güçlükler, kimlik
sorunları, bocalamaları,otoriteyle çatışmaları çoğu kez büyük sarsıntılara
neden olmaksızın çözülür. Ancak bazı ergenler için, bu özellikler, ciddi
ve ağır biçimde sorun yaşanmasına neden olabilir. Madde kullanımı da
bu ciddi sorunlar arasında sayılmaktadır.
Ergenlik döneminin olağan gelişimsel çalkantılar
arasında; derslerdeki başarısında dalgalanmalar, aileyle çatışma ve
aile yaşamından uzaklaşma isteği, ruhsal yönden duygusal ve davranışsal
sorunlar gösterme, ilgi ve isteklerinde kararsızlık ve değişkenlik,
okul ya da meslek eğitimine ilişkin sorun ve bocalamalar yerini değiştirme
gibi önemli kararlar söz konusu olabilir.
Çocuk ve gençlerde, madde bağımlılığının başlangıcını
gösteren kesin bir işaret yoktur. Ergenliğin olağan duygusal sorunları
ya da başka ruhsal bozuklukların da benzer belirtilere yol açabileceği
akılda tutulmalı; ancak, ergende madde kullanımı kuşkusunu akla getirebilecek
bazı ciddi davranış değişiklikleri gözden kaçırılmamalıdır (Tablo 6).
Bu belirtilerin ciddiyetinin değerlendirilmesi, başka ruhsal sorunlarla
ayırıcı tanının yapılması, çözüm önerileri ve tedavi yaklaşımı; madde
kullanımı konusunda özelleşmiş çocuk/ergen psikiyatristleri ve erişkin
psikiyatrislerinin görev ve sorumluluk alanı içindedir.
Tablo 6. Çocuk Ve Gençte Madde Kullanım Kuşkusu Yaratabilecek Belirtiler
|
Çocuk Ve Gençte Madde Kullanım Kuşkusu
Yaratabilecek Belirtiler
Derslerdeki başarı oranı tamamen ve her
derste birden düşmesi,
Sık sık arkadaş değiştirme,
Arkadaşlarına tamamen sırt çevirme,
Çevreyle ilişkilerden kaçınma,
Tamamen içine kapanma,
Hiçbir şeye ilgi duymama ve her şeyden uzak kalma,
Zaman zaman aşırı neşe ile öfke/saldırganlık arasında gidip
dalgalanmalar,
Evde odasına kapanma,
Kendi bakım ve temizliğine dikkat etmez hale gelme,
Fazla para harcama,
Okulu ya da iş eğitimini tamamen bırakma,
Kendi geleceği için hiçbir yol görmeme,
Geleceğe dönük hiçbir adım atmak istememe,
Ellerde titreme,
Aşırı derecede terlemek,
Uykusuzluk.
|
KAYNAKLAR
Beyazyürek M: Ergenlik ve Bağımlılık: Önlemenin
Esasları, Alkol ve Alkol Dışı Madde Bağımlılığı (Ed. N. Dilbaz), 1998,
85-891
|