|
Kurtuluş Savaşında
Polis |
Mondros Mütarekesinin yapıldığı 1918 tarihinden, Mili Polis Teşkilatının
kurulduğu 24 haziran 1920 tarihine kadar, bütün yurtta Osmanlı Devletinin
Polisi olarak hizmet etmiştir. 24 haziran 1920 tarihinden, İstanbul Polis
Müdüriyeti Umumiyesi'nin kaldırıldığı 24 şubat 1923 tarihine kadar geçen sürede
ise polis teşkilatı ikilemiş, birisi merkezi İstanbul'da ve Osmanlı Devletine
tabi olarak Kurtuluş Savaşı boyunca ve gittikçe daralmışolan bir bölgede ve
yalnızca İstanbul'da, diğeri ise, merkezi Ankara'da hızla genişlemiş olan bir
bölgede, İstanbul hariç Misa-ı Milli ile çizilen sınırlar içinde faaliyet
göstermiştir. İstanbul'da Osmanlı Polis Teşkilatı, padişah ve onun hükümetinin
emrinde, işgalci düşman kuvvetlerinin baskı ve istekleri doğrultusunda
çalıştırılmaya zorlanmıştır. Milli Polis Teşkilatı ise, bir yandan anayurdu
işgal eden düşman devletlere, diğer yandan düşmanlarla işbirliği yapan padişah
ve hükümetine, bundan başka ayaklanarak yurdun iç güvenliğini bozan yerli
işbirlikçilere ve bağımsız devlet kurma hayali peşinde koşan ve bu uğurda akla
sığmayacak çılgınlıklar yapan Ermeni ve Rum azınlıklara karşı mücadele
edilmiştir.
Mondros Mütarekesi ile Osmanlı Devletine bırakılan topraklar üzerinde, 15
vilayet 35 bağlı Liva ve 17 bağımsız Liva kalmıştır. Merkezi Yönetim; Vilayet
Liva, Vilayetlere bağlı Livalar ve doğrudan Dahiliye Nezaretine bağlı bağımsız
Livalar, Kaza, Nahiye ve köylerden oluşmuştur.
Bu yıllardaki vilayetler ve bağımsız livaların nüfusunu kesin olarak saptamak
mümkün olmamıştır. Ancak Devlet Istatistik Enstitüsünce 14 Nisan 1919 tarihli
Hükümet tahminleri ve diğer veriler değerlendirilerek nüfuslar belirlenmiştir.
Işgal altında bulunan bölgelerde ihtilaf devletleri kendi askeri polis
teşkilatını görevlendirmişler, mevcut Osmanlı Polis Teşkilatında azınlıkları,
ermeni ve rumları egemen kılmışlardır. Maddi ve manevi baskı ve her türlü çıkar
vaatlerine karşın yabancıların emellerine hizmet etmeyecek yapıda olan bir
kısım Türk Polislerini derhal azletmişler, memleket dahilinde kalmaları
tehlikeli görülen polisleri de MALTA'ya sürgüne göndermişler, bunların yerine
kendi amaçları doğrultusunda hizmet edecek kimselere görev vermişlerdir. Ancak
her gidenin yerine yeterince eleman bulamadıkları için bir kısım polisler
görevlerinde kalmış, bunlar ulusal Kurtuluş Savaşının kazanılması için, işgalin
her türlü bilgi ve yardımları Ankara'ya ulaştırma yolunda fedakarca
çalışmışlardır. Anadolu'dan verilen direktifler çerçevesinde istenilen işleri
başarmak amacıyla milli ve gizli grupları oluşturmuşlar, bazı kişilerin ve
mütarekeyi takiben esaretten dönen Türk subaylarının Anadolu'ya kaçırılmasını,
işgal altındaki depo ve ambarlardan silah ve cephanelerin gizlice Anadolu'ya
gönderilmesini sağlamışlardır. Keza bu dönemde düşman devletler casus
örgütlerini Kurtuluş Savaşını sabote etmek için ülkemize göndermişler. Türk
Polisi bunların gizli amaçlarını hareketlerinden önce öğrenmiş, haklarında her
türlü bilgiyi fotoğraflarıyla birlikte Anadolu'ya ulaştırmış ve böylece Milli
Mücadeleyi kundaklamaya gidenlerin emellerini gerçekleştirmeden yakalanmalarını
sağlamışlardır.
Türk Polisi, işgal altında bulunan bölgelerde emniyet ve asayişin korunması ve
suç faillerinin meydana çıkarılmasında da başarılı çalışmalar yapmışlardır.
Mustafa Kemal'in Samsun'a ayak bastığı günlerde Samsun'da bir ingiliz
yüzbaşının emrinde işgal kuvvetleri bulunuyor, kentin sokakların da dişinden
tırnağına dek silahlı Pontus'cu Rum çeteleri dolaşıyor ve bunlara hiç kimse
birşey yapamıyordu.
Sivas Knngresinde işgal edilmiş bölgelerde milli direnişin örgütlenmesi ve
bölgelerin işgalden kurtulması için önlemler alınmıştır. Kongre Fransız ve
Ingilizlerin Diyarbakır, Halep ve Suriye'deki ermenilerin bölgeye göçlerini
sağlayarak müslüman halkı göçe zorlayarak,ermeni çoğunluğu gerçekleştirmek ve
bir ermeni devleti kurmak planı izlediklerini saptamış, Güneydoğu Anadolu'nun
kurtarılması için özellikle Maraş ve Antep bölgesine şu direktifi vermiştir.
"Göç yasaktır"
Arazi ve emlak ancak Türk'lere satılacaktır, yabancılarla hristiyanların arazi
sahibi olmasına meydan verilmeyecektir. Milli amaçlar uğruna, herkes mal ve
beden açısından görevli tutulacaktır. Jandarma ve poliste Türklerin
kullanılması sağlanacaktır. Görüldüğü üzere, işgal altındaki bölgelerde dahi
polis teşkilatının Türklerden oluşturulmasına önem verilmiş ve özen
gösterilmiş, düşman işgalinden kurtarılmış olan bölgelerde ise sivil yönetimle
birlikte polis teşkilatı da yeniden düzenlenmiştir.
Bazı illerde polisler, Damat Ferit Paşa hükümetini tanımadıklarını ve Kuvayi
Milliye emrine girdiklerini açıkca ilan etmişlerdir. Büyük Millet Meclisinin
2.6.1920 tarih ve ikinci celsesinde okunan Kastamonu Valisi Cemal Bey'in
Zonguldak Polislerinin Kuvayi Milliye emrine girerek Ferit Paşa hükümetini
tanımadıklarına dair telgrafı bunun en güzel kanıtıdır.
"Dahiliye Vekaletine, Zonguldak'a talimat-ı mahsusa ile gönderilen Şevket
Turgut Bey'den şimdi alınan telgrafnameye nazaran Zonguldak'ta İstanbul'dan
gelen bilimum polisler ve memurini saire, Kuvayi Milliye emrine giderek, Ferit
Paşa hükümetini tanımadıklarını, Mutasarrıf vekili Kadri Bey'e tebliğ ettikleri
gibi Kuvayi Milliye aleyhtarlarından Mal Müdürü Mevlüt Lütfü ve İstanbul'dan
gelen Inzibat Zabiti Jandarma Bölük Kumandanı Yüzbaşı Cemil Efendi'ler tevkif
edilerek Mahfuzan Devrek'e izan kılınmış ve mutasarrıf ve refakatında bulunan
Mülkiye Müfettişleri, kısa bir müzakereden sonra istifa eylemiş tarafımızdan
mukaddeme mutasarrıf vekaletine tayin kılınan Cevdet Bey mutasarraflık umuruna
vaziyet eylemiştir."
23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulmuş ve bu meclisin 2 mayıs
tarihli oturumunda hükümet teşkili ile ilgili "Büyük Millet Meclisi Icra
Vekillerinin Suret-i Intihabına Dair" 3 nolu Kanun'u kabul etmiştir. Bu
kanunun birinci maddesine göre "şerefiye ve evkaf, suhiye Muaveneti
içtimaiye, iktisat (ticaret,sanayi,ziraat,orman,maden) maarif, adliye, mezahip,
maliye ve rüsumat, defteri hakani, nafia, dahiliye, (emniyeti umumiye posta ve
telgraf) müdafaai milliye, hariciye, erkanı harbiye-i umumiye işlerini görmek
üzere 11 zattan mürekkep icra vekilleri heyeti" kurulmuştur. Milli
Hükümetin 9 mayısta açıkladığı programında iç güvenlikle ilgili olarak
aşağıdaki ifade yeralmıştır.
"iç siyasetimizde bütün çalışmalarımızın hedefi, milletin birlik ve
dayanışmasının korunması ile genel güvenliğin kurularak asayişin her yerde
teminidir..."
24 Haziran 1920 de Milli Hükümetin Emniyeti Umumiye Müdürlüğü kurulmuş, 1 genel
müdür, 1 genel müdür yardımcısı ile emniyet, seyrisefer, memurin şubelerinden
ve 6 kişilik Teftiş Kurulundan oluşan küçük bir kadro ile çalışmaya
başlamıştır.
Milli mücadele sırasında polis kadrosu oldukça düşmüş ve bu nedenle 1922 tarih
ve 1379 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile, kadroda mürettep üyelerin
noksanlığından dolayı polis divanının kurulması mümkün olmayan vilayet ve
müstakil livalardan, divan kurulmasına lüzum hasıl oluncaya kadar polislerle
ilgili soruşturma ve cezaların polis teşkilatının amiri tarafından ifa ve o
yerin en büyük mülkiye memuru tarafından tasdik olunması, en büyük polis
amirinin cezalandırmayı gerektiren bir hali görüldüğü takdirde, soruşturmanın
en büyük mülkiye memuru tarafından yaptırılması ve onun vereceği kararın
Emniyet Umumiye Müdürlüğünce onaylanmasından sonra uygulanması kabul
olunmuştur.
Kurtuluş Savaşı başarıldıktan sonra Istabul'u da yönetimi altına alan milli
hükümet Osmanlı Devletinin Emniyeti Umumiye Müdüriyetini, İstanbul Polis
Müdürlüğü haline dönüştürmüştür. Böylece Mondros Mütarekesi ve Kurtuluş Savaşı
koşullarının Anadolu'da ortaya çıkardığı ikili polis sistemi, (bir yanda
İstanbul'da Osmanlı Hükümetine bağlı, diğer yanda Milli Hükümetin oluşturduğu
yeni Polis teşkilatı) teke indirgenmiş ve bütünlük sağlanmıştır. Ankara'da
Milli Hükümetin Emniye-i Umumiyesi Erzurum Milletvekili Durak Bey tarafından
1920 de teşkilatlandırılmaya başlanmış, aynı yıl içinde A.Naci Bey'ler, 1923
yılında Halit Bey Emniyet Genel Müdürlüğü yapmışlardır.
29 Ekim 1923 te Cumhuriyet ilan edilirken yeni Türkiye Cumhuriyeti zayıf bir
polis teşkilatı devralmıştır.Cumhuriyet yönetimi, Il polis teşkilatlarını da
merkez teşkilatı gibi pek zayıf durumda bulmuştur.İstanbul, Izmir, Edirne,
Bursa, Balıkesir ve Manisa gibi büyük iller 1922 yılına kadar işgal altında
kalmış ve bu nedenle kadroları yetersiz durumda bırakılmıştır. 1923 yılında
Ankara, Antalya, Adana, Samsun, Trabzon, Konya, Kastamonu, Sivas, Erzurum,
Kars, Eskişehir, Elazığ, Zonguldak ve Izmit illerinin polis teşkilatları
başında 25-30 lira maaşlı birer polis müdürü; Diyarbakır, Bitlis, Amasya,
Tokat, Bolu, Afyonkarahisar, Malatya, Yozgat, Sinop, Menteşe, Urfa, Kayseri,
Gaziantep, Ertuğrul illeri polis teşkilatlarının başında birer serkomser; Rize,
Kütahya, Ordu, Gümüşhane, Niğde, Aydın, Isparta, Silifke, Mardin, Kırşehir,
Çorum, Denizle, Çankırı, Ardahan ve Artvin polis teşkilatlarının başında birer
ikinci komiser; Aksaray, Burdur, Beyazıt, Sarat, Genç, Muş ve Van polis
taşkilatlarının başında ise bir komiser muavini yönetici olarak görev
yapkıştır.
Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet, Ulu Önderimiz Atatürk, silah arkadaşları ve ona
inanan, bu uğurda mücadele eden tüm vatandaşların eseridir. Kuşkusuz zafere
inananlarda, inanmayanlarda olmuştur.
Atatürk ve Türk Polisi
Polis, kanun adamıdır. Ona her zaman saygı göstermeli ve itaat etmelidir.
Polis, asker kadar disiplinli, hukukçu kadar hukuk adamı, bir anne kadar
şefkatli olmalıdır.
1934
Herkesin polisi kendi vicdanıdır, fakat polis vicdanı olmayanların
karşısındadır.
1929
Dün sizin hali tavrınızdaki mertli ve erkeklik, yürüyüşünüzdeki intizam ve
ciddiyet size olan haklı itimadı kuvvetlendirdi ve herkesi memnun etti. Çünkü
herkes biliyor ki ve bilmelidir ki, Polis ve Jandarma Kuvvetleri vatandaşlara
huzur ve sükun temin eden Cumhuriyetin kanunlarına ve medeniyet düşmanlarına
karşı kullandığı bir kalkandır. Binaenaleyh Cumhuriyetin kanunlarına ve
memleketin huzur ve asayişine karşı gelebilecek ve vatandaşların hürriyetine
tecavüz edebilecek her şeririn kafası behemahal bu kalkana çarpmalı ve
parçalanmalıdır.
Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal
Polis Akademisi, 3201 Sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunun 18. Maddesi gereğince
orta ve üst kademe yöneticilerini yetiştirmek üzere, Polis Enstitüsü adı
altında bir yıllık meslek içi Yüksek Okul olarak 06 Kasım 1937 yılında
kurulmuştur.
Polis Enstitüsü’ndeki Eğitim Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu
Kararlarıyla 1940 yılında iki yıllık, 1962 yılında üç yıllık yüksek okullar
içerisine alınmış olup 1980 yılından itibaren öğretim süresi 4 yıla
çıkarılmıştır.
Anayasamızın 132. Maddesi ve Yükseköğretim Kanununun 2. Maddesi gereğince, ayrı
bir kanuni yapıya kavuşturulmuş ve 06 Aralık 1984 tarihinde 3087 Sayılı Polis
Yüksek Öğretim Kanunu ile Polis Akademisi adını alıp 4 yıllık lisans düzeyinde
eğitim-öğretim veren bir Yükseköğretim kurumu haline getirilmiştir.
Emniyet Teşkilatı’nın ihtiyaç duyduğu diğer branşlardaki personel ihtiyacını
karşılamak amacıyla, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu kapsamında 1989
yılında değişiklik yapılarak 1991 yılından itibaren Fakülte Yüksek Okullar
(FYO) adı altında öğrenci alınmaya başlanmış ve bu hizmetlerin yürütülmesi için
Polis Akademisi görevlendirilmiştir.
Polis Akademisi; 25 Nisan 2001 tarih ve 4652 sayılı kanunla, Polis Üniversitesi
anlayışıyla yeniden yapılandırılmıştır.
Bünyesinde eğitim hizmeti veren Güvenlik Bilimleri Fakültesi, Güvenlik
Bilimleri Enstitüsü, 20 Polis Meslek Yüksek Okulu ve Fakülte ve Yüksek Okullar
bölümü ile üniversite statüsüne kavuşturulmuştur.
2002 Yılında kuruluşu tamamlanan Güvenlik Bilimleri Enstitüsünde, 4 ana bilim
dalında (Suç Araştırmaları - Güvenlik Stratejileri ve Yönetimi - Uluslararası
Polislik Çalışmaları - Trafik Güvenliği ve Yönetimi Anabilim Dalı) yüksek
lisans eğitimi verilmesi 18.03.2002 tarihli Yüksek Öğretim Kurulu Yürütme
Kurulunca onanmış ve Anabilim Dalları kurulmuştur.